Fabrikalardan Haberler - Şubat 2026

trakya

Haklarımızı Patronların İnsafına Bırakmayalım!

Merhaba sevgili dostlar. Ben, Çatalca Serbest Bölge’de bulunan bir fabrikada çalışmaktayım. Bizler de şu an tüm işçi dostlarımız gibi zam dönemindeyiz ve zamlarımızın açıklanmasını bekliyoruz.

Fabrikamızda toplu iş sözleşmesi ve sendika olmadığı için, alacağımız ücreti ve zam oranını bilmeden çalışıyor; ancak şubat ayında maaşlarımız yattığında yeni zamlı ücretlerimizi öğreniyoruz. Henüz bir senesini doldurmamış bir işçiyim. Fabrikamızda belirli bir düzen ve işçiler için iyileştirilmiş çalışma şartları bulunmamaktadır.

Patron, devletin serbest bölge için sağladığı birçok vergi avantajından yararlanırken, biz işçiler verilen en düşük ücretlerle geçinmek zorunda kalıyoruz. Her yıl devletin asgari ücret zammı açıklandıktan sonra, bizler alacağımız ücretin ne olacağını öğrenmek için iki ay beklemek zorunda kalıyoruz.

İşçilerin ücretleri, çalışma şartları ve düzenleri patronların insafına bırakılmamalıdır. İşçiler, çalıştıkları ortamın düzeninden alacakları zam oranlarına kadar, fabrikada her konuda söz sahibi olmalıdır. Bunun yolu ise birlikte olmak ve mücadele etmekten geçmektedir.

Çatalca Trakya Serbest Bölge’den bir işçi

sağlık

Zam patronun kasasına değil, emekçinin sofrasına!

Merhaba yoldaşlar. Ben İzmir'de, bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan sağlık emekçisiyim.

Geçtiğimiz senelerde en azından bir iki ay sonra açlık sınırının altına düşen asgari ücret, bu sene doğrudan açlık sınırının altında belirlendi. Özel eğitim kurumlarına verilen destek ödemesini MEB, ocak ayı sonu gibi açıklar. Tahmin edebileceğiniz gibi bu destek ödemesi de asgari ücret oranında, yani %27 civarında zamlandı. Ancak son 5-6 senede 6 kurum açan ve yeni kurumlar açmaya devam eden patron, zamlardan önce yaptığı her toplantıda maaşlarla ilgili pek bir beklentiye girmememiz gerektiğini defalarca belirtti. Zamlar açıklandıktan sonra ise bu artışın bize değil, kendisine geldiğini ve isterse daha az zam yapabileceğini söyledi. Odasına tek tek çağırarak ücretlere %20 zam yaptığını ve kabul etmeyenlerin işten çıkabileceğini belirtti.

Neredeyse asgari ücretle çalışmamız yetmezmiş gibi, asgari ücret zam oranının bile altında artış veren bu patron figürü eminim ki hepinize çok tanıdık geliyordur. Ama patronlar şunu bilsin ki; bizim de çok tanıdık ve etkili mücadele yöntemlerimiz var. Bu yöntemler de örgütlenmekten geçiyor. Şu an herkesi işten çıkarmakla tehdit edip asgari ücret oranında bile zam yapmayan bu patronları en çok korkutan şey de budur. Bu yüzden buradan bir kez daha haykıralım: İş, aş, hürriyet için örgütlü mücadeleye!

İzmir’den bir sağlık emekçisi

Biz olmadan hiçbir çark dönmez!

Merhaba arkadaşlar,

Ben Esenyurt’ta plastik hammadde üreten, Amerikan menşeili bir fabrikada çalışıyorum. Sendikasız işyerlerinde ocak ayı, işçiler için belirsizlik demektir. “Zam ne olacak ne zaman açıklanacak; patron neyi uygun görecek” diye beklemekle geçer. Bizim fabrikamızda da durum farklı olmadı.

Haftalar boyunca işçiler arasında farklı söylentiler dolaştı zam oranları için ama yönetimden tek bir açıklama gelmedi. Sürekli “Amerika’ya bildirdik, onay bekliyoruz” demekle yetindiler. O onay ise bir türlü gelmedi.

Ocak ayının son haftasında, maaşlara sadece üç gün kala ortaya çıktılar. “Onay hâlâ gelmedi, Amerika ve Avrupa’da zamlar nisan ayında yapılıyor” diyerek zamların nisan ayına kalabileceğini söylediler. Yani dört ay boyunca bizden sabretmemizi, açlık sınırında yaşamamızı beklediler.

Bu dört aylık kayıp, biz işçileri daha da yoksullaştırmak, borca ve çaresizliğe sürüklemek demekti. Ama biz kaderimize razı olmadık. Gece vardiyasında bir araya geldik ve “zam açıklanana kadar üretim durur” dedik. Çarkları durdurduk. Önce üretim müdürü gece saat 2’de geldi, bizi vazgeçirmeye çalıştı. Ardından fabrika müdürü geldi, tek tek konuşarak sözler verdi. Ama biz biliyorduk: Hak verilmez, alınır.

Sonuç da bunu gösterdi. Aylardır gelmeyen onay, altı saatlik iş durdurma eyleminden sadece on iki saat sonra çıktı. Üç gün sonra zam maaşlarımıza yansıdı. Yani patronun “imkânsız” dediği şey, işçiler birleşince bir günde mümkün oldu.

Bu bize çok şey öğretti. Birlik olunca kazanıyoruz, sessiz kalınca kaybediyoruz.

Şimdi bu örgütlülüğü büyütmenin, sendikalaşmanın ve patronlara “Biz olmadan hiçbir çark dönmez!” demenin zamanıdır. Bir daha bizden habersiz, sırtımızdan plan yapamayacaklarını onlara hep birlikte öğretmeliyiz.

Esenyurt’tan bir petrokimya işçisi

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2026 tarihli 197. sayısında yayınlanmıştır.