“Altın Eyalet”in Hayaleti: Kaliforniya üniversitelerinde asistan grevi

uc grev

ABD’nin Kaliforniya üniversitesi sisteminde (kısaltmasıyla UC) asistanların yapmakta olduğu bir grev çok ciddi yankılar uyandırdı. Aşağıda ABD’den bir yoldaşımızın kaleme aldığı bir bilgilendirme ve analiz yazısını yayınlıyoruz. Eğitim Sen’in İstanbul ve Ankara’daki üniversite şubeleri, geçtiğimiz hafta sonu toplanan genel kurullarında delegelerin oybirliğiyle UC asistanlarıyla dayanışmalarını ilan ettiler. Dayanışma mesajını bu yazıya ek olarak yayınlıyoruz.

Berkeley, Los Angeles, Davis gibi dünyaca ünlü eğitim kurumlarını bünyesinde barındıran Kaliforniya üniversiteler sistemi (University of California’nın kısaltması olarak UC), son bir aydır lisans üstü öğrenci asistanların greviyle çalkalanıyor. Sözde ‘ilerici’ ve “sosyal adaletçi” geçinen kurum yöneticileri ise emekçi ve öğrencilerinin taleplerini karşılamak şöyle dursun, doğrudan grevcilerle masaya oturup pazarlık etmekten dahi öcüden kaçar gibi kaçıyor; grevi sindirmek için ‘muhafazakâr’ Trump’a yakıştırdıkları barbarca yöntemlere başvuruyor!

‘Asistanın, hele de Kaliforniya’da, grevle ne derdi olurmuş?’ demeyin! Beden emeği harcamasalar da asistanlar ufacık bir maaş karşılığında yüz yüze öğretimin yüzde doksanını gerçekleştiriyorlar. Araştırma faaliyetinde ise büyük katkıları var. Ama şimdi Kaliforniya’daki konut krizi dolayısıyla büyük bir ekonomik çıkmazla karşı karşıyalar: Maaşlarının yarıdan fazlasını kiraya harcamak durumundalar.

Neoliberalizmin Kaleleri

Adı Marksizmle özdeşleşmiş kimi aydınları ve bilim insanlarını bünyesinde barındıran sayılı Amerikan kurumlarından olmakla beraber, iş ekonomiye gelince UC sisteminin herhangi bir patrondan pek farkı kalmıyor. Esasında ‘herhangi bir patron’ demek de yanlış: Kaliforniya eyaleti tek başına dünyanın beşinci büyük ekonomisine sahip (yani İngiltere gibi emperyalist ülkeleri bile ardında bırakıyor); UC sistemi ise bir bütün olarak bu ekonominin en büyük işvereni ve en büyük gayrimenkul sahiplerinden biri. Yani kapitalist tekellerden hiç farkı olmayan  dev bir kurumla karşı karşıyayız!

Son otuz yılda neoliberalizmin yükselişiyle beraber UC de bir patrona yaraşır biçimde davrandı. Öğrenci yurtlarını ve yemekhanelerini özel işletmecilere devretti; revir ve öğrenci danışmanlığı gibi birimlerin çalışan sayısını kıstı; doğrudan kâr getirmeyen sosyal bilim ve güzel sanatlar bölümlerinin ödeneklerini azalttı; bünyesindeki sendikalı yemekhane ve temizlik işçileri yerine daha düşük ücretle sendikasız işçiler almaya kalktı; okul ücretlerini dönem başına binlerce dolar yükseltti; öğrenci sayısı artmasına rağmen yeni profesör alımından kaçındı; kadrosuz, sözleşmeli hocaların sayısını artırarak sözleşmelerini tek bir dönemle sınırladı. Tüm bu kesintilere rağmen okullardaki ‘finansal uzman’ sayısında patlama oldu: IMF ve Dünya Bankası gibi eğitimle zerre ilgisi olmayan kurumlardan aylık yüz binlerce dolar ücretle transfer edilen bu ‘uzmanlar’ bugün neredeyse kadrolu hocalarla eşit sayıda. Dahası, sistem sözde ‘ilerici’ görünümüne ve ‘eşitlik’ mesajlarına rağmen, çalışanlara ücret ödemelerinde en bayağı cinsten ırk ve cinsiyet ayrımı yapmakta da beis görmedi: geçtiğimiz Ocak ayına kadar göçmen ve siyahi işçiler beyazlardan, kadın işçiler erkeklerden daha az maaş alıyordu. Trump’ın göçmen avcılığına soyunması karşısında ilerici pozlar takınan ve belgesiz göçmen öğrencilere ev sahipliği yapmakla övünen kurum, aynı zamanda mühendislik fakültelerini Amerikan polisinin göçmen avcılığıyla görevli birimi ICE için radar teknolojileri geliştirmek uğruna seferber ediyor.

Bu esnada Google, Facebook, Tesla gibi teknoloji devlerinin bölgeye yerleşmesiyle eyalet çapında ev kiraları akıl almaz boyutlara fırladı. San Francisco ve Oakland gibi büyük şehirlerin bulunduğu Körfez Bölgesi’nde tek kişilik bir yatak odasının aylık ortalama kirası 1300 dolar. UC asistanlarının yıllık geliri ise 20 000 doları ancak buluyor!

Asistanların örgütlü olduğu sendika UAW ise (United Auto Workers) son derecede bürokratik bir sendika ve teslimiyetçi politikalar izliyor. 2018’de yıllık %3 gibi komik bir zam oranına karşılık grev yapmamayı vaat eden bir sözleşmeye imza attılar – üstelik okulun tatilde olduğu Temmuz ayında, üyelere duyurmadan! UC Santa Cruz’daki üyeler sözleşmeye muhalefet edince bu kampüsteki şubenin ödeneğini kestiler ve bölge temsilcileriyle doğrudan email yoluyla haberleşme hakkını kaldırdılar.

Grev Başlıyor

Hâl böyle olunca asistanlar da kendi göbeklerini kendileri kesmeye karar verdiler. Santa Cruz kampüsündeki asistanlar 2019’un Kasım ayında sıfırdan kendilerinin örgütlediği bir ‘not grevi’ başlatarak okudukları yazılı sınavların ve ödevlerin notlarını açıklamayı reddettiler. Aradan geçen dört aya yakın sürede özel durumu olan öğrenciler hariç (örneğin bursunu sürdürebilmesi için belirli bir ortalamaya ihtiyaç duyanlar vb.) hiçbir not açıklanmış değil. Asistanlar şehirde asgari düzeyde geçinebilmek için şu andaki maaşlarına ek olarak aylık 1412 dolar fazla para almaları gerektiğini hesap etmiş bulunuyorlar. Bu ve barınma ve yiyecek hakkıyla ilgili başka taleplerin bulunduğu listeye şu anda Cost of Living Adjustment (Hayat Pahalılığı Ayarlaması) ifadesinin kısaltması olarak COLA deniyor.

Bu grev geçtiğimiz aya kadar yalnızca notların açıklanmamasını içeriyordu. 27 Ocak’ta UC Santa Cruz’un rektörü yıllık 2500 dolarlık ihtiyaç bursu (o da herkese değil) ve doktora öğrencilerinin mali destek süresinin bir yıl uzatılması gibi komik bir vaatler listesiyle beraber notların açıklanmaması halinde disiplin kurulu cezaları tehdidi savuran bir email yolladı herkese (bu olay şu anda ‘email fiyaskosu’ olarak geçiyor). Bu tarihten sonra asistanlar derslere de girmeyi bırakarak hepten grev haline geçtiler. O zamandan bu yana da bir yandan diğer UC’lerdeki meslektaşlarına destek ve dayanışma çağrılarında bulunuyor, diğer yandan da kendi grevlerini ayakta tutmaya çabalıyorlar. Başka kampüslerde de irili ufaklı destek grev ve eylemleri oldu.

Bu sırada okul yönetimi ‘Bakın notlarınızı açıklamıyorlar’ diyerek lisans öğrencilerini grevcilere karşı kışkırtmaya çalıştı sürekli. Fakat bu taktik o kadar fena geri tepti ki! Lisans öğrencileri yönetimi dinlemek şöyle dursun, yurt ücreti ve okul ücreti indiriminden tutalım, yemek hizmetinin adilleştirilmesine kadar bir yığın talep içeren kendi COLA listelerini oluşturdular. Yetmedi! Siyahi, göçmen kökenli, eşcinsel vb. marjinalize edilmiş öğrenci gruplarının önderliğinde bir ‘Halk Koalisyonu’ (People’s Coalition) oluşturarak okul yemekhanelerini işgal edip ücretsiz olarak kullanıma sundular. Daha sonra bu eylem biçimi Berkeley kampüsünde tekrarlandı, fakat yemekhane yönetimi yemeği bedava sunmaktansa polis gözetiminde kaçırıp çöpe atmayı tercih etti!

COLA Yayılıyor

Şubat başında UC sisteminin bütününün rektörü Janet Napolitano 21 Şubat Cuma gece yarısına kadar mühlet verip bu tarihe kadar notlar açıklanmazsa tüm grevcilerin işten çıkarılmasını buyurdu. Aynı gün tüm UC kampüslerinde protestolar gerçekleşti, hepsi de karşılarında okulun bizzat maaş ödediği polisi buldu! Irvine’de siyahi bir mezun, sadece öğrenci toplantısına katıldığı için göz altına alındı. O günden beri Berkeley kampüsünde polis devriye geziyor ve yemekhaneye giren herkesi kimlik kontrolünden geçiriyor.

Fakat eylemlerin tüm kampüslere yayılması, dahası iki kampüsün daha (Davis ve Santa Barbara) grev haline geçmesi üzerine Napolitano önce geri adım atar gibi oldu, sonra da tüm hışmıyla geri dönerek 28 Şubat Perşembe günü Santa Cruz’da greve öncülük eden 82 asistanı işten attı. İşten atılanlardan 15’e yakını yabancı öğrenci: Bu da vizelerinin geçersizleşmesi ve ülkeden atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaları demek. Santa Cruz grevcileri, tüm UC asistanlarına çağrıda bulunarak 3 Mart Pazartesi günü için eylem yapmalarını talep etti. 29 Şubat Cuma günü ise tüm kampüsler yine ayaktaydı.

Şimdilik grevin ve eylemlerin geleceği belirsiz olsa da tüm kampüslerde gerginlik ve grev söylentileri devam ediyor. Çoğu kampüste lisans öğrencileri asistanların greve gitmesi halinde onları destekleyeceklerini belirten eylemler yaptılar, yapıyorlar. Artık COLA, ekonomik taleplerden çok daha fazlasını kapsıyor: Başlıca talepler arasında okul polis biriminin demilitarizasyonu ve ödeneğinin kesilmesi, okulun mühendislik ve doğal bilim bölümlerinin çevre düşmanı ve askeri teknolojiyle ilgili şirketlerle ortaklıklarının sonlandırılması ve eğitimin demokratikleştirilmesine ilişkin bir dizi madde var. Berkeley’de son zamanlarda Filistinli öğrencilerin Öğrenci Birliği üyesi bir Siyonist tarafından soykırımla tehdit edilmeleri ve rektörün bu öğrenciyi kınamayı reddetmesi, ırk ve milliyet eşitliğini de başlıca COLA talepleri arasına yerleştirdi.

Emperyalizme Karşı Omuz Omuza!

Asistanların grevi eyalet ya da ABD çapında etki yaratabilir. Şayet bu grev başarıya ulaşırsa UAW sendikasının yapısında ciddi bir demokratikleşme olabilir, işçilerin yönetimde etkisi artabilir.

Dahası, görüldüğü gibi grevciler, ülkelerinin emperyalist, ırkçı ve Siyonizm yanlısı politikalarını hedef tahtasına koyuyor ve UC sisteminden orduyla mali ve teknolojik alışverişini kesmesini talep ediyorlar.

Sırf bu sebepten dahi grevci asistanlar sadece eğitim emekçilerinin değil, Türkiye ve dünya proletaryasının takdirini ve dayanışmasını hak ediyorlar.

 

Eğitim Sen’in İstanbul ve Ankara’daki üniversite şubelerinin asistan greviyle dayanışma mesajı: 

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası İstanbul Üniversiteler Şubesi’nin 29 Şubat 2020 günü toplanan Genel Kurulu, Kaliforniya Üniversitesi (Santa Cruz) asistanlarının insanca yaşayacak bir ücret talebiyle başlattıkları haklı greve desteğini ilan eder.

Kaliforniya Eyaleti kendi başına dünyanın altıncı büyük ekonomisidir ve Kaliforniya Üniversitesi de eyaletin en büyük işverenidir. Her yıl yüz binlerce doları İMF ve Dünya Bankası finans uzmanlarından hizmet almak için harcayan üniversite söz konusu emekçilerin talepleri olunca kaynak yokluğunu bahane etmektedir. Ancak bu yalana ne asistanlar, ne akademisyeninden işçisine diğer üniversite emekçileri, ne de öğrenciler inanmıştır. Sonuçta asistan grevine destek her geçen gün büyümektedir.

Görüldüğü kadarıyla Kaliforniya Üniversitesi (Santa Cruz) asistanlarının başlattığı ve yayılma eğilimi gösteren grev, diğer emekçi kesimlerin mücadeleye daha kuvvetli atılması için de bir vesile olacak ve örnek teşkil edecektir. Sadece kendi ülkenizde değil Türkiye ve dünyanın başka coğrafyalarında da üniversite emekçilerinin gözü kulağı sizin eyleminizin başarısındadır.

Grevci asistanlar emin olun! Dünya emekçilerinin destekleri sizinledir!

Yaşasın uluslararası sınıf dayanışması!