1 Mayıs’ta Taksim işçiye yasaklanamaz! Hürriyet işçilerle gelecek! Taksim ancak işçi sınıfının birleşik ve örgütlü gücüyle kazanılacak!
Taksim Meydanı bu yıl da bir kez daha işçilere ve emekçilere kapatıldı. İstanbul Valiliği önce DİSK’in ve KESK’in daha sonra da çeşitli bağımsız sendikalardan ve siyasi yapılardan oluşan Taksim 1 Mayıs İnisiyatifi’nin işçi bayramını Taksim’de kutlamak için yaptığı resmi başvuruları reddetti. 1 Mayıs günü ise Taksim’e doğru yola çıkan ve barışçıl şekilde gösteri yapan işçilere emekçilere gençlere yönelik polis saldırılarını ve gözaltıları gördük.
1 Mayıs’ta huzuru kaçıran, halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden ve yasadışı eylemler yapan, istibdad rejiminin kendisidir
Valilik 1 Mayıs’ın hemen öncesinde yaptığı açıklamada yasaklama kararını “kentin huzurunu korumak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak ve yasa dışı eylemlere mahal vermemek için” diyerek açıkladı. 1 Mayıs günü Beyoğlu, Şişli ve Beşiktaş ilçelerinde fiili Olağanüstü Hal ilan edip yolları keserek, metroları iptal ederek, deniz ulaşımını durdurarak 1 Mayıs sabahından itibaren İstanbul’un huzurunu kaçıran valiliğin kendisi oldu. Mecidiyeköy’de ve Beşiktaş’ta barışçıl şekilde toplanan işçilere ve emekçilere biber gazlarıyla saldıran, darp edip yerlerde sürükleyerek gözaltına alan ve bu şekilde vatandaşların canına kasteden de yine valilik oldu. Valilik yasa dışı eylemlere mahal vermediğini iddia ediyordu. Oysa 1 Mayıs için toplananların ellerinde, daha önceki yıllarda Taksim için yapılan eylemlerin yasal ve meşru olduğunu, yasaklamaların ise Anayasa’ya aykırı olduğunu tescil eden Anayasa Mahkemesi ve İdare Mahkemesi kararları vardı. Valilik ise tamamen yasadışı ve keyfi bir yasaklama kararına dayanarak İstanbul sokaklarında ve caddelerinde adeta terör estirdi. Elbette ki valilik burada uygulayıcıdır. İrade işçiye düşman sermayeye ve emperyalizme dost olan Orta Vadeli Program’ı dayatan iktidarındır.
Taksim yasağı sermayenin işçi sınıfına karşı saldırılarının bir parçasıdır
1 Mayıs’ta Taksim’in yasaklanması Anayasa’ya aykırı, hukuksuz ve yasadışı, en önemlisi de meşruiyetten tamamen yoksun bir baskıcı ve keyfi yönetim yani istibdad rejimi uygulamasıdır. Bununla birlikte yasaklamalar, baskılar ve gözaltılar hukuksuz ve gayrimeşru olsa da sebepsiz değildir. Sebep, istibdad rejiminin sınıfsal karakterinde yatmaktadır. İstibdad rejimi bir sermaye rejimidir. Taksim yasağı istibdad eliyle sermayenin işçi sınıfına ve emekçi halka karşı verdiği bir sınıf savaşının ifadesidir. Sermaye sınıfı ve onun iktidarı 1 Mayıs’ın işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olduğunun gayet bilincindedir. 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklamak işçi sınıfının birliğine, mücadelesine ve dayanışmasına sekte vurmayı amaçlamaktadır. Taksim meydanı, İstanbul’un merkezidir. Türkiye’de işçi sınıfının ilk defa kitlesel 1 Mayıs kutlaması yaptığı meydandır. 1976’da yüzbinlerce işçinin katılımıyla yapılan ilk kutlama İstanbul’un merkezinde sermayeye ve emperyalizme karşı bir gövde gösterisi olmuştur. 1977’de işçi sınıfı daha da kitlesel bir katılımla Taksim’de sermaye düzeninin karşısına çıktığında, sermaye NATO’nun beslediği kontrgerilla eliyle bir katliam gerçekleştirmiştir.
İktidarlar her yıl 1977 katliamının anılmasına izin vermekte ama 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını engellemektedir. Çünkü sermaye düzeni 1 Mayıs’ta işçi sınıfının özgüvenini kırmak ve 1977 1 Mayıs katliamının yarattığı terörü, korku ve yılgınlığı daim kılmak istemektedir. İstibdadın, 1 Mayıs öncesinde yapılan başvuruları reddederek Taksim’i yasaklamasının, 1 Mayıs günü de barışçıl şekilde toplanan işçilere, emekçilere, gençlere karşı terör estirmesinin sebebi budur.
Birleşen ve örgütlü işçiler yılmaz yıldırılamaz!
Ancak işçi sınıfı tüm baskılara rağmen Taksim’den vazgeçmiş değildir. Vazgeçmeyecektir de… 1 Mayıslar halen Türkiye’nin pek çok ilinde ve ilçesinde işçilerin birleştiği ve omuz omuza mücadeleyi yükselttiği alanlardır. Türkiye’nin neresinde olursa olsun işçiler 1 Mayıs’ta “her yer Taksim her yer direniş” sloganları atmaktadır. Sermayenin istibdadı, baskıcı ve keyfi uygulamalarla işçi sınıfının özgüvenini kırmaya uğraşsa da, 1 Mayıslarda estirdiği terörle işçi bayramının üzerine bir kâbus gibi çökmeye çalışsa da tüm yıl boyunca iş ve aş için patlak veren küçük büyük her işçi mücadelesi, her işçi yürüyüşü, her işçi direnişi, her fabrika işgali işçi sınıfının birliğini güçlendirmekte, bilincini yükseltmekte, özgüvenini arttırmaktadır. Bu mücadeleler içinde sendikalarda ve işçi sınıfı partisinde örgütlenen işçiler, işçi sınıfının birliğini, bilincini ve özgüvenini 1 Mayıslara taşımaya, iş ve aş mücadelesini bir hürriyet mücadelesi olarak yükseltmeye devam etmektedir.
1 Mayıs’ta ve her zaman işçiler birleşin ayrı gayrı yok!
Devrimci İşçi Partisi de 1 Mayıs’ta bu doğrultuda fabrikalarda, tersanelerde, emekçi mahallelerinde seferber olmuş, hem parti kortejlerini hem de fabrika kortejlerini işçi sınıfının taleplerini yükseltecek, özgüvenini ileri taşıyacak ve gelecek için güç biriktirecek şekilde örgütlemeyi önüne koymuştur. Devrimci İşçi Partisi sendika konfederasyon ayrımı olmaksızın tüm işçi ve emekçi örgütlerinin birleşik bir işçi cephesi olarak 1 Mayıs kutlamasını savunmaktadır. Devrimci İşçi Partisi, Türk-İş ve Hak-İş başta olmak üzere 1 Mayısları bölen ve bir işçi bayramı yerine kendi konfederasyonlarının sıradan bir mitingi haline dönüştüren bürokratik anlayışları reddetmekte ve eleştirmektedir. Elbette ki DİSK ve KESK gibi işçi emekçi örgütleri de 1 Mayıs’ı birleştirmek için gerçek bir çaba içinde olmadığı için eleştirilmelidir. Çünkü 1 Mayıs’ta ve her zaman söylediğimiz gibi: Hürriyet işçilerle gelecek! İşçi sınıfının tarihsel ve meşru hakkı olan Taksim işçi sınıfının örgütlü gücüyle kazanılacak!
Bu yazı Gerçek gazetesinin Mayıs 2026 tarihli 200. sayısında yayınlanmıştır.






