Burjuva düzen siyasetinin ibretlik fotoğrafı: Hepsi neden ve nasıl tesbih tanesi gibi dizildiler?
Eski CHP Milletvekili Mehmet Sevigen’in oğlunun Çırağan Sarayı’ndaki lüks düğününde nikah şahitliği için yan yana dizilenler görenleri şaşırttı. Eski CHP Genel Başkanı ve CHP’nin son Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu baş köşede duruyordu. Yan yana dizilenler adeta Türkiye siyasetinin bir geçit resmi gibiydi. Tablo şaşırtıcı olduğu kadar öğreticiydi de.
CHP’nin içi pembe dizi gibi: Herkes birbirini Erdoğan’a hizmet etmekle suçladı sonunda hepsi Erdoğan’ın adamları ile yan yana geldi
Mehmet Sevigen CHP’li olduğu için eski genel başkanın orda olması ilk bakışta doğal görünebilir. Ama Mehmet Sevigen CHP’den Kılıçdaroğlu tarafından atılmıştı. Sebebi ise Kılıçdaroğlu’nu “helalleşme” çıkışı dolayısıyla PKK ve FETÖ’ye göz kırpmakla; Atatürk Cumhuriyeti’nden öç almak gibi ağır ifadelerle suçlamasıydı. Mehmet Sevigen partiden atıldıktan sonra da Kılıçdaroğlu’nu partiye getirenin Ethem Sancak olduğunu ve Deniz Baykal’ın talimatıyla onu partiye kendisinin üye yaptığını iddia etti. Ethem Sancak eski bir Maocu olup, sonra “Erdoğan’a aşığım” diyerek 2001-2022 arasında 21 yıl AKP’de çalışan, bu sürede büyük ihaleler alan ve sonunda şimdi tekrar Vatan Partisi’ne dönen bir şahsiyet. Deniz Baykal da CHP’de sıklıkla Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılmasında oynadığı rolle ve hayatının son döneminde AKP ile yakın bir işbirliği içinde olmasıyla suçlanıyor. Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal da son dönemde AKP ve Erdoğan’a destek veren tutumlarıyla öne çıkıyor. Deniz Baykal ve Tayyip Erdoğan yakın tarihte Ergenekon-Balyoz davaları vesilesiyle karşı karşıya gelmiş, Baykal dava için “avukatıyım” Erdoğan ise “savcısıyım” demişti.
CHP’de Kılıçdaroğlu’na karşı genel başkanlık yarışına girip kaybeden, sonra Kılıçdaroğlu tarafından Cumhurbaşkanı adayı yapılan Muharrem İnce de düğündeydi. Muharrem İnce Cumhurbaşkanı adayı olduğunda Kılıçdaroğlu’nu fiilen kendisini desteklememekle ve seçim kampanyasında partiyi pasif bırakmakla suçlamıştı. Bugünlerde Kılıçdaroğlu kendisini devirerek CHP’nin başına geçen Özgür Özel’e ve Ekrem İmamoğlu’na karşı bir kampanya yürütüyor ve CHP’liler tarafından AKP ile işbirliği yapmakla suçlanıyor. Muharrem İnce ise daha önce CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kurmuş, 2023’te Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olduğunda, o da Cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmişti. Muharrem İnce bu tutumu dolayısıyla CHP çevrelerinde Erdoğan’a hizmet etmekle suçlandı. Geçtiğimiz yıl Muharrem İnce tekrar CHP’ye katıldı.
Küfür kıyamet geçer geriye tek söz kalır: “Dün dündür bugün bugündür!”
Hepsi birbirini ayrı ayrı Erdoğan’la işbirliği yapmakla suçlayan CHP’liler bir araya gelir de Erdoğan’ın adamları eksik kalır mı? AKP’li eski Başbakan Binali Yıldırım ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da nikah şahitleri arasındaydı. Yıldırım ve Soylu’nun birbirleri hakkında ileri geri konuşmuşlukları pek yok. İkisi de 2016’da Davutoğlu’nu başbakanlıktan indiren ve kamuoyunda “Pelikan darbesi” olarak bilinen süreçte aynı ekiptelerdi. Ama her ikisinin de Kılıçdaroğlu ile sert tartışmaları olmuştu. Kemal Kılıçdaroğlu ve Binali Yıldırım karşılıklı pek ağızlarını bozmadılar ama Kılıçdaroğlu ve Soylu öyle değil. Kılıçdaroğlu defalarca uyuşturucu, kara para aklama ve mafya suçlarıyla ilişkilendirdiği Soylu’yla, Soylu da defalarca “onursuz”, “şerefsiz”, “zekâ problemli”, “müfteri” diye hakaret ettiği Kılıçdaroğlu ile nikah şahitleri arasında yan yana geldi.
Doğu Perinçek de nikah şahitleri arasındaydı. 2015’te CHP’ye AKP saltanatına karşı ittifak teklif eden bir yıl sonra AKP ile ittifaka doğru yönelen ve resmen Cumhur İttifakı’na katılmak için başvuran (Perinçek buna Erdoğan’ın taraftar olduğunu ama Bahçeli’nin engellediğini söylüyor) Vatan Partisi’nin liderinin bu tabloda bulunması tabii ki sırıtmıyor. Perinçek’in diğerlerinden farkı hiç değilse her siyasi manevrasını bir şekilde politik olarak izah etmeye çalışması. Diğerlerinin böyle bir çabası da yok, hepsi adeta burjuva düzen siyasetinin ustalarından Süleyman Demirel’in paltosundan çıkmış gibi “dün dündür bugün bugündür” diyor.
Sermayenin ipinde tesbih taneleri gibi dizilenler için birbirinizin kalbini kırmayın!
Burjuva düzen siyasetçileri birbirlerine ağza alınmayacak sözlerle saldırırken, onları dinleyen milyonlar işyerinde, mahallede, okulda hatta aile içerisinde birbirleriyle karşı karşıya geliyor. Onlar menfaatleri gereği söyledikleri sözleri bir günde unutup kol kola girerken geriye birbirinin kalbini kırmış hatta birbirine düşman olmuş bir halk bırakıyorlar. Bu düğün çok iyi oldu. Emekçi halkın düzen siyasetçilerini böyle tesbih tanesi gibi yan yana görmeleri bir uyanışın vesilesidir. Ama bu burjuva düzen siyasetinin tesbih tanelerini yan yana dizen ipin ne olduğunu doğru kavramak kaydıyla. Bunun için de daha az tartışılan diğer şahitlere bakmak gerekir… Suzan Sabancılar, Tuncay Özilhanlar, Nafi Gürallar, Yüksel Mermerler ve Cavit Çağlarlar ile temsil edilen Türkiye büyük burjuvazisi, tüm taneleri yan yana dizen ipin kendisidir. Bu tesbihin imamesi de istibdad rejimidir ve siyasi iktidardır. Siyasi iktidar da düğünde İstanbul Valisi Davut Gül tarafından temsil edilmiştir.
Sınıf kardeşinizle sermaye siyasetine karşı birleşin!
İşte bu yüzden biz bu siyasete burjuva düzen siyaseti diyoruz. O sebeple bunlara “omurgasız”, “ilkesiz”, “menfaatçi” deyip geçmeyin, sermayenin omurgasını ve paranın siyasetini görün. Hangi parti olursa olsun burjuva düzen siyasetinin peşine takılıp sınıf kardeşinizin kalbini kırmayın. Geçmişte hangi partiye oy vermiş olursa olsun işyerinden mahalleye sınıf kardeşinizin elini tutun ve iş, aş, hürriyet için Devrimci İşçi Partisi’nin çağırdığı işçi sınıfı siyasetine katılın.






