Kitlesel olarak girişilen yağma, bu durumda olduğu gibi politik bir mesaj vermeyi amaçlamasa, yani organize olmasa bile, her zaman en derinde kapitalizme karşı bir başkaldırıyı ifade eder. Tüketim araçlarının meta biçimi altında erişilemez olduğu durumlarda, yoksulların meta biçimini pratikte ve geçici olarak ilga etmeleri anlamına gelir. İhtiyaca göre dağıtımı tek bir an için de olsa esas kural haline getirir. Bu yüzden kitlesel yağmaya sadece kargaşa, örgütsüzlük, sapma gibi bakmamak gerekir. Toplumun derinlerinde yaşanan huzursuzluğun dışa vurması olarak bakmak gerekir.
İspanya içten içe kaynıyor. Geçen yıl Mayıs ayında indignados (“öfkeliler”) hareketi meydanları haftalarca işgal etmişti. Bu yıl, geçen yılki eylemlerin yıldönümünde öfkeliler defteri kapatmadıklarını dört gün boyunca yeniden meydanlara çıkarak kanıtladılar. Sonra Asturias madencilerinin polis ve jandarma ile havan toplu çatışmaları, büyük yürüyüşleri ve başkent Madrid’de muzaffer biçimde karşılanmaları geldi. Şimdi yazın orta yerinde, Akdeniz, kriz olsun olmasın güneşlenirken gelen bu eylem.
İspanya, Yunanistan’la ve kim bilir başka hangi Akdeniz ülkesi ile birlikte, sıcak sonbahara hazırlanıyor!