Fabrikalardan haberler - Eylül 2019

Fabrikalardan haberler - Eylül 2019

"Fabrikalardan Haberler'' köşesinden, farklı sektörlerde çalışan işçi arkadaşlarımızın deneyim ve mücadelelerini aktarmaya devam ediyoruz. 

*****

Ekmek mücadelemizden bir adım geri atmayacağız - Aliağa Belediyesinden atılan bir işçi

Ben 2004 yılından beri Aliağa Belediyesinde kadrolu olarak çalışıyorum. Serkan Acar geldiğinden beri basın-halkla ilişkiler İşkur sorumlusuyum. Seçimden hemen sonra 13 Mayıs’ta bir genelde yayınladı Serkan Acar. Bu genelge gereği herkes giriş kadrosuna geri gönderildi ve birçok işçi arkadaşa bilmediği işler yaptırıldı. Ben de onlardan biriyim. 11 Haziran tarihinde de tüm kadrolu işçiler olarak çıkışlarımız verildi. Ben eşimle birlikte çıkarıldım. Eşim de kadroluydu ve eşim işten çıkarıldığında ayağından rahatsız olduğu için raporluydu. Bu iş kanununa aykırı şekilde gerçekleşti. Raporlu, izinli, doğum izninde olan bütün arkadaşlarımız kanuna aykırı şekilde işten çıkarıldı. 2 ekmek birden kesildi evimizde. Ben 15, eşim 22 senelik işçi. Biz işi bilen, emeğimizle çalışan insanlarız. Bizler siyasetle gelmedik. Bu işin maddi olduğu kadar manevi boyutu da var. Bir paçavra gibi atılmak bizim için artık onur mücadelesi oldu. Biz şuan tıpkı işimize gider gibi her gün direniş çadırımızın başındayız. Bayramı bile burada kutladık. Bu 40 derece sıcakta çadırın altında ekmeğimiz ve onurumuz için mücadele ediyoruz. Ve biliyoruz ki bu davalar ayrışarak değil birleşerek kazanılacak. Bu gidişatı ancak biz işçiler birlikte mücadele ederek değiştirebileceğiz. Sadece kendimiz için değil tüm işçi mücadelesine emsal olmak için direnmeye devam edeceğiz.

 

Emeğin yok sayıldığı bugünlerde direnişimizle işçi sınıfına ışık tutuyoruz - İstanbul Ataşehir’de direnen Cargill işçileri

Cargill haber

30 Ağustos Cuma günü 500. gününü tamamlayan bir direniş Cargill direnişi. Soğuğu sıcağı yağmuru güneşi gören mevsimler atlatan, ancak hedefine kararlılıkla devam eden bir direniş Cargill direnişi. Önemli olan mücadele etmek değil, muhakkak ki mücadele önemli ama hedefine ulaşmak emeğin yok sayıldığı bugünlerde işçi sınıfına bir ışık tutabilmektir bu dönemde yapılan mücadeleler. Cargill direnişi artık İstanbul’a taşınmış durumdadır. İşçilerin talepleri açık ve nettir. Yapılan hatadan dönülsün, işçilere fabrikalarında işbaşı yaptırılsın, ayrıca işveren vekilleri işçilerin anayasal haklarına saygı duysun. Önemli olan bu saatten sonra mücadelenin devam etmesi, direnişte olan işçilerin yalnız bırakılmamasıdır. Emek dostlarının bu konuda hassasiyetlerini esirgemeyeceklerine olan inancımız tamdır. Hep beraber emeğin iktidarı için birlik olma vaktidir. Tüm dostlarımıza selamlar ederiz.

 

Havaalanı işçileri bir araya gelelim - İstanbul Havaalanı’ndan bir depo işçisi

Fabrikalardan haberler Eylül 2019 İstanbul havaalanı

Merhaba arkadaşlar. Ben İstanbul’daki yeni havaalanında depo işçisi olarak çalışıyorum. Havaalanı açıldığından beri burada çalışıyorum. İşimiz uçaklara gelen yiyecek maddelerini soğuk depolara istiflemek. Buranın sorunları saymakla bitmez. Bizim depo sorunlarımız ayrı havaalanının sorunları apayrı. Soğuk depoda çalıştığımızdan bazen burada uzun saatler kalmak zorunda kalıyoruz. Bu da bizde bel ağrısı yapıyor. Belimizi sürekli üşütüyoruz. Üşüttüğümüzü söylediğimizde de izin alamıyoruz. Ya da depoda kalma süremizi azaltmıyorlar. Kronik bel ağrıları yaşıyoruz. Herhangi bir önlem alınmıyor. Yapılan tek şey bizi deli gibi çalıştırmaları. Hala servislerimiz geç geliyor. Eve gitmek için saatlerce servis bekliyoruz. Bu sorunu hala çözmüyorlar. Bizim bir araya gelip tıpkı inşaat sırasında eylem yapan işçiler gibi eylem yapmamız lazım. Biz eğer bir araya gelirsek sorunlarımızı çözebiliriz. Yoksa hasta olmaya ve çözümsüz kalmaya devam ederiz.

 

Örgütlenirsek güçlüyüz! - İstanbul’dan bir tekstil işçisi

Fabrikalardan haberler Eylül 2019 tekstil

Merhaba işçi kardeşlerim. Ben İstanbul Güneşli’de bir tekstil firmasında çalışıyorum. Bizim sektörün sorunları anlatmakla bitmez ama son dönemde yaşadıklarımızı anlatmak istiyorum. Önce kriz var dediler hepimizi işten atmakla tehdit ettiler, fabrikayı kapatırız dediler. Ortada bir sebep yokken hem de. Şimdi de bir dolu sipariş almışlar fazla mesai yaptırıyorlar. Fazla mesailerimizi alamadığımız gibi ola ki mesaimizi almışsak dünya kadar laf ediyorlar. Sanki bize iyilik yapmışlar gibi başımıza kakıp duruyorlar. İşçi kardeşlerim, ben asgari ücretle çalışan biriyim. Ekonomik kriz yaşıyoruz. İki çocuğum var. Her şey ateş pahası oldu. Evimize doğru düzgün sebze alamıyoruz. Alım gücümüz düştü her şeye zam yapıldı ama maaşlarımız yerinde sayıyor. Kimse sen nasıl geçiniyorsun ev kiradayken ve iki çocukla diye sormuyor. Patronlar anca bizi öldüresiye çalıştırma derdinde. Maaşlarımıza zam istediğimizde hep aynı lafı duyuyoruz, kriz var diyorlar. Yıllardır kriz var diye bizi tehdit ediyorlar. Zam vermiyorlar. Artık mücadele etme ve hakkımız olanı alma zamanı gelmedi mi? Bizi bu sömürüden kurtaracak olan yine biziz. Yeter ki bunu görelim.

 

Birlik olmaktan başka çaremiz yok - Bursa’dan bir turizm işçisi

Fabrikalardan haberler Eylül 2019 turizm

Bir turizm sezonunu daha neredeyse geride bıraktık. Geride bıraktığımız sezon boyunca sürekli olarak fazla mesai yapıp, neredeyse izinsiz çalışmak zorunda kaldık. Düşük sezonda kaç kişi çalışıyorsak, yoğun olan sezonda da aynı kişi sayısıyla çalıştık. Normal koşullarda en az iki kişinin çalışmasını gerektiren işler, bir işçinin omuzlarına yükleniyor. Yani otel yönetimleri daha az çalışanla daha çok iş üretmenin ve bir işçiden karşılıksız alabilecekleri en çok verimi alarak daha fazla kâr etmenin peşinde koşuyorlar. Otel yönetimleri sürekli olarak bizlerden daha fazla fedakârlık isterlerken, konu biz işçilerin birtakım haklarına ve taleplerine gelince türlü oyunlarla çalışanların haklarını gasp ediyorlar. Bir sezon boyunca bütün yoğunluğun altından kalkmamıza rağmen çalıştığımız iş yerinde ne maaşlarımızda bir artış oldu, ne de düzenli bir şekilde maaşlarımızı alabildik. Maaşlarımızı geç almamız ne patronun ne de onun adına oteli yöneten müdürlerin meselesi haline gelmedi. Onlar daha çok otelin kasasına bütün sezon boyunca ne kadar para girdiğini ya da patronun nerede nasıl tatil yapacağını düşündü. Maaş günü kasada para yokken aynı gün patronun tatili için ya da en yakın arkadaşının düğününde güzel bir hediye için paralar harcandı. Biz maaşlarımızı alamamışız, geç almışız umurlarında bile değil. Çalışma koşullarımızı düzeltmek için ne patrondan ne de onun müdürlerinden bir şey bekleyemeyiz. Biz turizm işçileri olarak birlik içerisinde hep beraber mücadele ederek ancak çalışma koşullarımızı iyileştirip haklarımızı kazanabiliriz.

Bu yazılar Gerçek gazetesinin Eylül 2019 tarihli 120. sayısında yayınlanmıştır.