18 Şubat 2026, Çarşamba
DİP 8. Kongre Tezleri // Filistin halkını yalnız bırakmayacağız! Filistin’e hürriyet! Kahrolsun emperyalizm, Siyonizm ve işbirlikçileri!
- Filistin, geçtiğimiz iki yıl boyunca ezilen halkların tarihine altın harflerle yazılacak bir mücadeleye sahne oldu. Filistinliler, 2023 yılının 7 Ekim günü yerleşimci-sömürgeci İsrail’in, Filistin’i tamamen yok etme planlarına beklenmeyen bir yanıt verdi. El Aksa Tûfânı, Filistin’i yakın zamanda kolaylıkla haritadan silmeyi planlayan ve bunu küstahça dile getiren İsrail’e sadece bir şok yaşatmakla kalmadı, emperyalistler ve Siyonistlerin 2023’e kadar büyük çabalarla inşa ettikleri planları da sekteye uğrattı. İki çetin yılın ardından Filistin direnişi yenilmedi, teslim olmadı. Filistin halkı uğradığı Siyonist soykırıma karşı ne Gazze’de ne Batı Şeria’da ne de Filistin dışında, direniş örgütlerine bir an bile sırtını dönmedi. Devrimci İşçi Partisi 8. Kongresi, Filistin halkının emperyalizm ve Siyonizm karşısında gösterdiği azim ve kararlılığı, kahramanlık ve dayanıklılığı saygıyla, devrimci bir heyecanla ve dayanışma duygularıyla selamlar. Filistin halkının kavgası, bizim de kavgamızdır!
- Siyonist İsrail, Filistin direnişinin El Aksa Tûfânı hamlesine ağır bir soykırım uygulayarak yanıt verdi. Gazze’yi yüzlerce ton bomba kullanarak yerle bir etti. En az 60.000, ama muhtemelen bunun çok üzerinde Filistinliyi katletti ve yüz binlercesini yaraladı. Bütün Gazze’yi açlığa ve en basit insanî ihtiyaçları temin edemeyeceği bir duruma sürükledi. Hastaneleri, okulları, sivil altyapıyı, tarım alanlarını, fabrika ve atölyeleri yok etti. Gazze’ye insanî yardım malzemelerinin girişini sistematik bir biçimde engelledi. Böyle bir barbarlık karşısında Gazze halkının yanında olmak üzere harekete geçen Batı Şeria’daki Filistinlilere, Lübnan’da Hizbullah’a, Yemen’de Ensarullah’a, HTŞ kontrolüne girmeden önce Suriye’ye ve İran’a defalarca saldırdı, direnişin önemli liderlerine suikastlar düzenledi, tüm saldırılarında sistematik olarak sivil halkı da katlederek terör yarattı. İsrail, Suriye HTŞ kontrolüne girdikten sonra da -HTŞ Filistin kamplarını kapatmasına rağmen- Suriye’yi vurmaya devam etti. Katar, ABD üslerine ev sahipliği yaptığı halde Hamas müzakerecilerinin varlığı bahane edilerek İsrail tarafından bombalandı. Kongremiz, İsrail’in tüm bu eylemlerinin gayrimeşru olduğunu bir kez daha vurgular.
- Siyonist İsrail’in gayrimeşru eylemleri El Aksa Tûfânı ile başlamamıştır. El Aksa Tûfânı, Filistin halkının Siyonist işgale ve teröre verdiği meşru bir yanıttır. Bunun aksi asla doğru değildir ve El Aksa Tûfânı’nın Siyonist soykırım ve teröre gerekçe olarak gösterilmesi kabul edilemez. Bununla birlikte Siyonist İsrail, El Aksa Tûfânı’nın hemen ardından Gazze’yle ve tarihî Filistin topraklarıyla sınırlı olmayan bir askerî ve siyasi saldırı konseptini devreye sokmuştur. İsrail ilk andan itibaren savaşı bölgesel çapta ele almış, sürekli birden fazla cephede savaşmaktan bahsetmiş ve adım adım Lübnan, Yemen ve nihayet İran’a yönelik açtığı cephelerle adımlarını bir Batı Asya savaşına doğru atmıştır. Bu strateji ABD’nin doğrudan müdahil olduğu İbrahimî anlaşmalarla Siyonist oluşumun meşruiyetini Arap dünyasına ve tüm Batı Asya’ya dayatma politikasının bir devamıdır. Siyonist İsrail bölgesel savaş stratejisiyle diplomatik, siyasi ve ekonomik olarak sürece doğrudan girmiş olan ABD’yi askerî olarak da doğrudan angaje etmeye yönelmiştir. ABD gerek bölgeye yaptığı yığınakla İsrail’e karşı misillemeyi caydırarak gerekse de İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak doğrudan savaşmıştır. ABD ayrıca kendine bağlı işbirlikçi Arap rejimlerini ve NATO müttefiki Türkiye’yi de fiilen bu savaşa ortak etmiştir. İsrail’in Batı Asya çapında Siyonist projenin karşısındaki tüm silahlı direnç unsurlarını etkisiz hale getirmeye yönelik stratejisi sürmekte ve bölgesel savaş dinamiklerini canlı tutmaya devam etmektedir.
- İsrail’in, savaşı ilk andan itibaren Batı Asya çapında bölgeselleştirme stratejisinin ideolojik ve tarihsel kökleri mevcuttur. Siyonizmin saldırıları, 1948 yılında İsrail’in kurulması ile sonuçlanan etnik arındırma ve soykırımlara, hatta daha öncesinde İngiliz emperyalizminin yardımıyla Filistin’in sömürgeleştirilmesine kadar uzanan, yakın zamanda İsrail’in Gazze’deki Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü’ne katılan sivilleri katlettiği eylemlerinde de izlenebilen büyük stratejisinin, Filistinlileri vahşet ile korkutarak, o da olmuyorsa katlederek topraklarından sürüp Büyük İsrail’i (Eretz Yisrael) kurma planının bir parçasıdır. İsrail, emperyalistlerin yalanlarında geçtiği gibi teröristlere karşı değil, topraklarına geri dönmek için haklı bir mücadele vermekte olan bir halka ve onun müttefiklerine karşı savaşmaktadır. Devrimci İşçi Partisi 8. Kongresi, Yahudiler dâhil bölgenin tüm emekçi halklarının çıkarlarının İsrail’in kesin yenilgisinde olduğunu tekrarlar. Siyonist İsrail devleti yok edilmelidir!
- Siyonist İsrail’in bugün Gazze’de sürdürdüğü soykırım, sadece bu oluşumun Filistin’deki yerleşimci sömürgeciliği ile sınırlı bir mesele değildir. İsrail’in eylemleri ABD emperyalizminin tam desteğini almakta, Avrupa emperyalizmi tarafından da zaman zaman eleştirilere tabi tutulsa da nihayetinde desteklenmektedir. Siyonist hareketin ABD emperyalizmi ile bütünleşmiş yapısı ona Batı Asya’da büyük bir serbestlik yaratmaktadır. Daha da önemlisi, emperyalistlerin Batı Asya’daki (Ortadoğu) planlarıyla İsrail’in Filistin’deki işgalinin uyumudur. İsrail’in varlığı emperyalizm için hem Batı Asya’daki enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını, hem de Doğu Akdeniz jeopolitiğini kontrol yönünde önemli bir araç sunmaktadır.
- Uzun bir dönemdir Rusya ve Çin’i kuşatma stratejisi izleyen emperyalistler için Batı Asya aynı zamanda bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bölgenin İsrail liderliğinde Çin ve Rusya etkisine kapatılması, Çin’in kuşak ve yol projesini sekteye uğratacak, zorlaştıracak bir yapıya kavuşması, Filistin topraklarından zorla alınacak gazın Avrupa için Rus doğal gazına alternatif bir kaynak olması emperyalistlerin arzusudur. Rusya ve Çin’e zayıf bağlarla tutunan İran’ın bölgedeki etkisinin kırılması da, bu yüzden hem emperyalistlerin hem de Siyonistlerin çıkarınadır. İran Suriye’den çıkartılmış ve Gazze’de bir ateşkes yürürlüğe girmiş olsa da, İran’ın nükleer programı konusunda emperyalistlere boyun eğmemiş olması, Irak’ta Haşdi Şabi güçlerinin halen ayakta olması, Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Ensarullah güçlerinin halen İsrail’e karşı silahlı bir tehdit olmayı sürdürmesi gibi nedenlerle emperyalistler ve İsrail her an İran’a yeni bir saldırı başlatabilir, Lübnan yeni bir iç savaşa veya bir İsrail saldırısına sahne olabilir ve Yemen’deki Ensarullah güçlerine yönelik saldırılar yeniden hızlanabilir.
- Emperyalistler bugün Suriye’de ve muhtemelen yakın zamanda Irak’ta Siyonizmle uyumlu rejimler yaratmak için çabalamaktadır. Siyonizme tek bir itirazda bulunmayan HTŞ, Suriye’deki aleviler ve Dürzilere yönelik katliamlarla ve diğer ulusal, dinsel, mezhepsel grupların üzerinde baskı kurarak hakimiyetini sağlamaya çalışmaktadır. Lübnan ve Suriye İbrahimî anlaşmalara dâhil edilmek istenmekte, bu doğrultuda hem sopa gösterilmekte hem de ödüller vadedilmektedir. Fas, İsrail ile normalleşmenin karşılığını yakın zamanda Batı Sahra’daki işgalini kesinleştirme yönünde Birleşmiş Milletler’den kendi lehine bir karar çıkartarak almıştır. Rusya ve Çin’in desteklediği Cezayir bu karardan zarar görecek olmasına rağmen İsrail ile ilişkileri bozmak istemeyen Rusya ve Çin oylamada ret değil, çekimser oy kullanmıştır.
- ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack, Türkiye’nin de yakın zamanda İsrail ile anlaşacağını ima ederek, “Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar bir hizalanma göreceksiniz” demekte, Rusya’nın kuşatılmasında ve Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin önünün kesilmesinde İsrail merkezli yeni eksenin önemli bir koluna işaret etmektedir. Barrack’ın bu açıklamasının hemen ardından Beyaz Saray’da bir Orta Asya zirvesi yapılmış, burada Orta Asya ülkelerinin liderleri Trump’a övgüler düzerken, aralarından Kazakistan İbrahimî anlaşmalara dâhil olacağını deklare etmiştir. Dolayısıyla İbrahimî anlaşmalarla, normalleşmelerle ve İsrail’i merkeze alarak yapılan “hizalanma”nın Batı Asya’da istikrar ve barış için bir adım değil, açıkça emperyalizmin dünya ölçeğindeki stratejisinin bir uzantısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.
- İsrail ile siyasi, diplomatik ve askerî olarak arayı açmamaya özen gösteren Putin’in ya da İsrail’i açıkça karşısına almaktan çekinen Çin Komünist Partisi’nin bürokratlarının çalan bu alarmla uyanmasına ve Siyonizme karşı harekete geçmesine bel bağlanamaz. Devrimci İşçi Partisi 8. Kongresi, Batı Asya ve Kuzey Afrika’nın, Kafkasların ve Orta Asya’nın emekçi halklarına, emperyalizm ve Siyonizmin ekseninde değil, proletaryanın uluslararası çıkarları temelinde hizalanma çağrısı yapar. Bu yönde adım atmak ve birlikte hareket etmek niyetinde olan tüm anti-emperyalist ve anti-Siyonist güçlerle bir araya gelmek için hazır olduğunu vurgular. İsrail’in baş destekçisi NATO’nun 2026 yılında Türkiye’de yapacağı toplantı, bu tür bir karşı duruşu göstermek ve gelecekte bir arada neler yapılabileceğini tartışmak için de önemli bir fırsattır. Kongremiz emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadele etmek isteyen güçleri 2026’da NATO’ya karşı mücadeleyi yükseltmek için Türkiye’ye davet eder.
- İki yıllık soykırım, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Batı Asya’nın pek çok ülkesinde halkların başına çöreklenmiş gerici rejimlerin gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. Ürdün ve Suudi Arabistan, İsrail’e İran’dan atılan füzelere kalkan olacak kadar alçalmış, Mısır’da Sisi rejimi Gazze’nin dibinden soykırımı seyretmiş, Suriye yönetimini ele geçiren tekfirci-mezhepçi güçler kendi topraklarını işgal etmeyi sürdüren İsrail ile normalleşme yönünde sinyaller vermeye başlamışlardır. Hamas’ı himaye eden Katar, soykırımın ortağı ABD’nin bölgedeki en büyük üssüne ev sahipliği yapmayı sürdürmüş, hatta 2024 Ocak ayında El Udeyd adlı bu üssü ABD’nin bir on yıl daha kullanımına sunmuştur. ABD’nin bilgisi dahilinde İsrail’in saldırısına uğraması dahi bu politikasında bir değişiklik yaratmamıştır.
- Benzer bir durum Türkiye için de geçerlidir. El Aksa Tûfânı’na en hazırlıksız yakalananlardan biri, tam da o tarihlerde İsrail ile yeni bir yakınlaşma içine girmiş olan Türkiye’deki istibdad rejimidir. Siyonist cumhurbaşkanı Herzog’u ağırlayan istibdad, ardından tam da Netanyahu’yu ağırlamaya hazırlanırken 7 Ekim patlak vermiştir. Başlayan Siyonist soykırım karşısında bir yıldan fazla bir süre içi boş kınamalarla günü kurtarmaya çalışan hükümet, gerçek bir adım atmaktan sonuna kadar imtina etmiştir. Türkiye’deki emperyalist üsleri kapatmak, Bakü-Ceyhan hattından İsrail’e ulaşan petrolü kesmek, İsrail’e tam ambargo uygulamak gibi seçeneklerden hiçbirine yanaşmadığı gibi, soykırımın başlamasının ardından İsveç’in NATO üyeliği hediyesini emperyalistlere vermiştir. 8. Kongremiz bölgenin tüm işçilerini, emekçilerini ve ezilenlerini, etnik ve mezhepsel temeldeki tüm bölünmeleri ve kışkırtmaları reddederek, Siyonizme ve emperyalizme olduğu kadar, işbirlikçi iktidarların yarattığı zillete karşı mücadelede de birlik olmaya çağırır. Batı Asya’da bir arada onurlu bir yaşamın tek yolu Batı Asya ve Kuzey Afrika Sosyalist Federasyonu’nu kurmak için mücadele etmektir.
- Devrimci İşçi Partisi, dünya ve Türkiye sosyalist hareketi içinde yaygın bir yer bulan, Irak savaşındaki taraflara istinaden “Ne Sam ne Saddam” sloganında kendini gösteren sözde tarafsız gözüken, ancak fiilen güçlünün yanında olmak anlamına gelen politikadan tarihi boyunca uzak durmuştur. Partimizin bu anlamda hem siyasal geleneği hem de 7. Kongresi’nin hemen öncesinde meydana gelen El Aksa Tûfânı’na yaklaşımını içeren ilgili kongre kararı da, Hamas’ın veya Hizbullah’ın ideolojik temellerine ve siyasî görüşlerine destek vermediğini, ama partinin savaşlardaki tutumunu, savaşanların karşılıklı ilişkilerine ve savaşın nedenlerine göre belirlediğini ortaya koymuştur. Yinelemek gerekirse, taraflardan biri yerleşimci-sömürgeci İsrail, diğerleri ise sömürgeleştirilen halkın silahlı güçleri ve bunların müttefikleridir. El Aksa Tûfânı, yok edilmeye karşı bir başkaldırıdır. Filistin tarafında olduğu kadar İsrail’deki sivil kayıplarının da sorumlusu işgalci İsrail devletidir. Kaldı ki İsrail’in ve Batı medyasının sivil olarak adlandırdığı insanlar arasında yerleşimciler de vardır ve onlar tepeden tırnağa silahlı olan, Filistin halkına karşı sistematik terör uygulayan paramiliter gruplardır. Bu yüzden Devrimci İşçi Partisi, İsrail’e karşı öncelikli olarak kendi müttefiki olarak gördüğü sosyalist Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin, (FHKC) ama bunun yanı sıra siyasî programlarına karşı olsa da tüm diğer direniş örgütlerinin ve bunların destekçilerinin de askerî galibiyetini savunur. Filistin’de tek bir terörist odak vardır, o da İsrail’dir!
- İsrail saldırganlığının kökleri Yahudilik inancında ya da Netanyahu’nun cani ruh durumunda ve yolsuzluk nedeniyle yargılanmaktan duyduğu korkuda değil, Siyonizmin burjuva, ırkçı, emperyalizm yanlısı ve fetihçi-barbar niteliklerinde yatar. Yahudi halkı ne tarihte ne de bugün tüm bölükleriyle bu tür bir ideolojinin esiri olmuştur. Faşizmin 20. yüzyılda Almanlar ve İtalyanlar arasında yayılması gibi, Siyonizm de esas olarak 19. yüzyıl sonlarından itibaren Yahudi halkı içinde taraftar bulmaya başlamış, bir aşamada devletleşmesiyle birlikte Yahudi halkı içindeki tesirini had safhaya çıkarmıştır. Bugün Gazze’de iki yılı geride bırakan soykırım, Yahudi halkının özellikle de diasporadaki bölükleri arasında Siyonizmin giderek daha fazla sorgulanmasına yol açan kırılmaları büyütmektedir. Henüz bir rüşeym halindeki bu kıvılcımların Yahudi halkı arasında bir yangına yol açması, Yahudi işçi ve emekçilerini de kapsayan dünya proletaryasının yararınadır. Partimiz, Yahudi işçi ve emekçilerini Sosyalist Dünya Devrimi’ne kazanmayı çok önemli gördüğünü bir kez daha ifade eder. 8. Kongre, bu enternasyonalist görevin ifası için partinin uluslararası alanda kendi gücü oranında elinden geleni yapacağını belirtir.
- Filistin halkıyla dayanışma eylemleri, iki yıldır tüm dünyada yeri geldiğinde eş anlı bir şekilde alanlara çıkılmasını sağlamış, son olarak da güçlü özgürlük filosu eylemleri yapılmıştır. Bu eylemlerde İslamcılardan sosyalistlere, çevre hareketlerinden kadın özgürlük hareketlerine geniş bir yelpaze yer almıştır. Sonuç, bilhassa emperyalist merkezlerde hükümetlerin İsrail’e desteğinin düzeyi üzerinde önemli bir baskı olsa da, bu kanal çok talidir. İsrail’in deniz ablukasını delmeye yönelik filo organizasyonları da başarıyla büyürken, ateşkes sonrasında durmuştur. Siyonizmi besleyen damarlara doğrudan müdahale sağlayan işçi sınıfı eylemleri ise, Fransa, Yunanistan ve İtalya’daki liman işçilerinin bazı eylem ve grevleri ile sınırlı kalmıştır. İşçi sınıfının Filistin halkının mücadelesine olan teveccühünün gözle görülür halde olduğu Türkiye’de örneğin, İsrail’e mühimmat taşıdığı tespit edilen bazı gemilere dair yapılan uluslararası çağrılara rağmen bu tür eylemler yapılamamıştır.
- Devrimci İşçi Partisi yayın organı Gerçek gazetesi, 2025 yılının Ekim ayında yayınlanan 193. sayısında, bu meseleyi manşetine taşıyarak “İnsanlık onuru örgütlü olmayı gerektirir” demiş, Filistin halkıyla gerçek bir sınıf dayanışmasının da başka birçok kazanım için mücadelede olduğu gibi işçi sınıfının örgütlü olmasına bağlı olduğunu vurgulamıştır. Devrimci İşçi Partisi 8. Kongresi, Türkiye işçi sınıfına ve onların dünyanın dört bir yanındaki sınıf kardeşlerine çağrısını yineler: müttefikimiz Filistin halkının zaferini sağlamak için de, emperyalizme ve Siyonizme karşı savaşır gibi örgütlenelim! Sendikalarımız, partilerimiz ve uluslararası örgütlerimiz ile emperyalistlerin ve Siyonistlerin karşısına dikilelim!
- Filistin’deki Siyonist sömürgecilik proletaryanın uluslararası çıkarlarının ve kurtuluş mücadelesinin karşısına dikilen bir tehdittir. Siyonizme karşı mücadele uluslararası ölçekte ve gerekli araçların hiçbirini dışlamadan ele alınmalıdır. Bugün Kolombiya örneğinde olduğu gibi reformist önderlikler bile soykırıma karşı dünyayı silahlı olarak karşı koymaya çağırıyorken, dünyanın dört bir yanında ezilenler Siyonist soykırımı durdurmak için zora başvurmanın gerekliliğini hissediyor ve anlıyorken, Filistin davasının devrimci savunusunun barışçıl protesto ve dayanışma eylemlerinden ibaret kalması düşünülemez. Devrimci İşçi Partisi Filistin halkının desteklenmesi ve İsrail’e boykot ve yaptırımlar talebi ile sürdürülen mücadeleye paralel olarak, Küba gibi bürokratik işçi devletleri başta olmak üzere, emperyalizm ve Siyonizmle çelişki yaşayan güçleri askerî yöntemler dahil gerekli tüm araçlarla emperyalist ve Siyonist barbarlığa karşı harekete geçmeye, bu ülkelerin halklarını bu doğrultudaki talepleri yükseltmeye çağırır.
- Gerek Filistinli örgütler, gerekse de Filistin halkının dostlarınca Filistin’e destek olmak ve İsrail ile mücadele etmek üzere oluşturulmuş yapılar bugün de önemini korumaktadır. Devrimci İşçi Partisi, özgürlük filoları, dayanışma hareketi ve Boykot, Yatırımların Geri Çektirilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketi gibi hareketleri yakından izlemekte, bunlara katkı sunmaya gayret etmektedir. Sadece eski hareketler değil, son dönemde Lübnanlı örgütlerce başı çekilen tutsaklarla dayanışma hareketi girişimi gibi her türlü yeni girişim de partimizce takip edilmekte, değerlendirilmektedir. Bunlar tutarlı ve çalışır oldukları ölçüde partinin enternasyonalist görevleri arasında yer alacaktır.
- İsrail’in mağlup edilmesi ve emperyalizmin bölgeden kovulması, özel olarak da Batı Asya ve Kuzey Afrikalı siyasî örgütlerin bir birleşik cephede bir araya gelmesini de gerektirir. Böyle bir yapı, emperyalizmin ve Siyonizmin İbrahimî anlaşmalarla yaptığı atağa bir yanıt verebilir, tabanda İsrail ile anlaşmaktan en ufak bir çıkarı olmayan emekçi halkın yumruğunu siyaset masasına vurmasını temin eder. Merkezine işçi sınıfı örgütlerini de aldığında ve etrafına toplumun farklı kesimlerini, bilhassa da aydınları, kadınları ve gençleri topladığında yaratacağı enerjinin sadece emperyalizm ve Siyonizmi değil, emekçi halkların yerli veya bölgesel tüm düşmanlarını hedef alacağı da açıktır. Devrimci İşçi Partisi böyle bir birleşik cephenin gerekliliğinde hemfikir olduğu, tutarlı bir anti-emperyalizm ve anti-Siyonizme sahip tüm güçleri Siyonizm ve emperyalizme karşı ittifaka çağırır.
- Devrimci İşçi Partisi ayrıca Türkiye’de İsrail’e karşı yapılacak çok iş olduğunun da bilincindedir ve bu alanda özel bir çalışma yürütmek üzere 2018 yılında Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları’nı kurmuştur. 8. Kongre, bu çalışmayı daha da geliştirmeyi ve sistemleştirmeyi hedefler. Gerek Devrimci İşçi Partisi gerek Filistin Dostları, soykırımın başlangıcının ardından gerçekleşen ilk Nekbe eylemi sırasında kurulan ve soykırım süresince Türkiye’de hem İsrail’e hem de İsrail’e karşı adım atmayan istibdada karşı başarılı eylemler örgütleyen Filistin Eylem Komitesi’nin (FEK) de bileşenidir. Bu tür ittifakları da inceleyerek emperyalizm ve Siyonizme karşı cepheyi güçlendirme arayışında olmak görevimiz olacaktır. Devrimci İşçi Partisi, bu memlekette emperyalizm ve Siyonizme karşı tutarlı ve ilkeli bir mücadelenin büyütülmesi için elini taşın altına koymaya her zaman hazırdır.
- Filistin halkının zaferi için emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadele, fabrikalarımızda patronlara karşı verdiğimiz ekmek mücadelesinden, istibdada karşı verdiğimiz hürriyet kavgasından ayrı değildir. Sınıf düşmanlarımız, zaman zaman kendilerine İsrail karşıtı süsü verseler de, bu makyajları sıklıkla akmaktadır. Ankara ve İstanbul’da bunca katliama karşın İsrail misyonlarına ev sahipliği yapmayı sürdüren Koç Holding’ten, İsrail ile ticaret yapıp Galata Köprüsü’nde Filistin yürüyüşü düzenleyen MÜSİAD’lılara, ve “one minute” deyip birkaç yıl sonra Mavi Marmara davasını düşürten, İsrail ile normalleşmeyi başlatan istibdad rejimine kadar hepsi eninde sonunda İsrail’in safındadır.
- Memlekette esen İsrail karşıtı havaya karşın kimse çıkıp, ABD’nin Ankara büyükelçisi Thomas Barrack’ın yukarıda alıntıladığımız sözlerinin tamamen uydurma olduğunu, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimlerden dolayı bir “hizalanmanın” olanaksız olduğunu söyleyememektedir. Bir ay sonra İstanbul Havalimanı’nda Netanyahu’nun ağırlanmayacağının garantisini bugün istibdadın en kallavi kalemşorları dahi veremez. O yüzden partimizin görevi, hürriyet için olduğu kadar onurumuz için de, kardeşlerimiz Filistinlilerin kurtuluşu için de Türkiye’de istibdad ile mücadele etmektir. Devrimci İşçi Partisi 8. Kongresi bu siyasi görevin altını bir kez daha çizer.
Devrimci İşçi Partisi, Filistin halkını yalnız bırakmayacaktır!
Kahrolsun Siyonizm!
Kahrolsun emperyalizm!
İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm emperyalist üsleri kapat!
NATO’dan çık, NATO’yu yık!
Nehir’den denize özgür Filistin!
Yıkılsın Siyonist İsrail devleti!
Her dinden ve inançtan Araplarla Yahudilerin tarihsel Filistin topraklarında bir arada yaşayacağı, Batı Asya ve Kuzey Afrika Sosyalist Federasyonu’nun bir parçası olacak özgür, demokratik, laik ve sosyalist bir Filistin için ileri!
Bu tezler Devrimci İşçi Partisi tüzüğünün 23. Maddesi ve 51. Maddesi kapsamında gerçekleştirilen 8. Kongre kapsamında hazırlanmıştır.






