DİSK Kongresi’ndeki asli görev

DİSK Kongresi’ndeki asli görev

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) 9-11 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 17. Kongresi ilginç bir döneme rastlıyor. En önemlisi şu: Bir sendikal kuruluş açısından belirleyici bir kavşağa yaklaşıyoruz: Bu kavşak bazılarının sandığı gibi, 31 Mart yerel seçimleri değil. Bu kavşak, o seçimlerin hemen ardından, kitlelere Recep Tayyip Erdoğan’ın başkomutanlığı altında, Mehmet Şimşek’in kurmaylığında, iktidarın, muhalefeti de yanına alarak işçi sınıfına ve geniş emekçi kitlelere karşı başlatacağı büyük taarruz. Bir İMF’siz İMF dönemine giriyoruz.

İşçi sınıfı cephesinde ise ilginç kıpırtılar var. İlk dikkati çeken, MESS sözleşmesi bağlamında metal sektöründe görülen direnç. MESS’in yüzde 35’ten açtığı pazarlığı “şerefini kurtarmak” için yüzde 100’ün üstüne çıkmadan ama yüzde 98 gibi çok yüksek bir düzeyde bitirmek zorunda kalmasının nedeni işçi sınıfı cephesinde görülen değişiklik. Bir kere sadece Birleşik Metal hiç geciktirmeksizin grevi ve grev tarihini ilan etmedi. Türk Metal de onunla yarışa çıkmak, hatta medya yalanları aracılığıyla sanki grevi ondan önce ilan etmiş olma payesini kazanmak istedi. Birleşik Metal ise, çiçeği burnunda yeni yönetimi altında grev yasağını tanımayacağını, greve fiili olarak devam edeceğini açık seçik beyan etti. Bu, DİSK’in 17. Kongresine de bir deklarasyondur.

Gelişme DİSK’in tarihi boyunca belirleyici olmuş olan metal sektörüyle sınırlı değil. Kamu işçilerinin toplu sözleşme pazarlığında Türk-İş tabanında ciddi bir kaynaşmanın yaşandığı açık seçik görüldü. Özellikle Harb-İş ve Demiryol-İş tabanı Türk-İş Başkanı Ergün Atalay teslim bayrağını çekmeden önce sadece İstanbul, Ankara, Eskişehir gibi kentlerde değil, daha dikkat çekici biçimde Kayseri, Sivas, Sakarya gibi tutucu bir ideolojik atmosferin hâkim olduğu kentlerde de eylemler düzenledi. En son Türasaş işyerindeki kulak sağır edici çatal-kaşık senfonisi işçi sınıfının ağır ağır kıpırdanmakta olduğunu gösteriyor.

Son aylarda Anadolu’nun alışılmamış kentlerinde sendikalaşma konusundaki engellemelere karşı işçi sınıfı mücadelelerinin patlak vermesi de dikkat çekicidir. Gaziantep ve Şanlıurfa’da tekstilde yaşanan mücadeleleri, Rize’de enerji işkolunda bir mücadelenin izlemiş olması özellikle dikkat çekicidir.

Bunlara Ocak-Şubat 2022’de tümüyle örgütsüz işçi sınıfı kesimlerinde yaşanan ücret mücadelelerini de eklemek gerekir.

Demek ki, DİSK 17. Kongresine, burjuvazinin başlatacağı büyük taarruza karşı işçi sınıfı içinde harekete geçirilebilecek bazı dinamiklerin gözle görülebildiği bir ortamda gidiyor. Sınıf mücadeleleri tarihimize görkemli mücadele ve zafer sayfaları yazdırmış bu örgüte düşen, geçmişin ataletinden, sınıf işbirliğinden, Avrupa Birliği’nin (AB) beslemesi Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun “sosyal diyalog” çizgisinden koparak bu eğilimlere yaslanan bir sınıf mücadeleci doğrultuyu benimsemektir.

1980 öncesinin şanlı kavgalarının mimarı DİSK bugünkü sınıf işbirlikçisi doğrultusuna üç aşamada geldi. İlki 12 Eylül burjuva karşı-devriminin zindanlarının yarattığı sarsıntıdır. Bu sarsıntının artçılarıdır ki, bir ikinci aşamada, 1990’lı yılların başında yeniden kurulduğunda, DİSK yönetimine eski mücadeleci doğrultudan bambaşka bir uzlaşmacı eğilimin hâkim olmasına yol açmıştır. Ama esas büyük ve kalıcı düşüş, Türkiye’nin 1990’lı yılların ortalarından itibaren ufkunu kapatan AB hayali ile başlamıştır. AB’nin başka bütün özgürlükler gibi işçi haklarını ve sosyal hakları da getireceği düşleri DİSK’te iktidar olmuştur. Bundan sonrası sosyal diyalogdur, Friedrich Ebert Vakfı projeleridir, Batıcı-laik burjuvazinin siyasi temsilcisi CHP’ye şaşmaz bir destek ve bütün bu kampın genelkurmayı TÜSİAD’la “medeni” bir ittifaktır.

Metal sektöründeki mücadeleler DİSK’e yol gösterecek kutup yıldızıdır. Türkiye’nin genel tablosunda, İstanbul’da ve Ankara’da DİSK’le diyaloga açık bir TÜSİAD, iş Bursa’ya, Gebze’ye, Eskişehir’e gelince DİSK’in karşısına azılı bir düşman olarak çıkıyor. DİSK seçmelidir: TÜSİAD ve onun siyasi temsilcisi CHP müttefik midir yoksa hasım mı?

17. Kongre bu soruya henüz cevap veremez. Bunun önkoşulları henüz hazır değildir. Ama DİSK içinde TÜSİAD karşıtı kararlı bir mücadeleci dinamik olduğu bu kongrede tescil edilebilir. İşçi sınıfının bütün dostları ve örgütleri, bu mücadeleci dinamiğin bu kongrede, gelecekte DİSK önderliğine talip olacak güce kavuşabilecek bir tarz ve üslupla sesini yükseltip yükseltmeyeceğini izleyecektir.

Kongre sonrasında sınav ise, burjuvazinin iktidarı ve muhalefeti ile, MÜSİAD’ı ve TÜSİAD’ı ile yerel seçimler sonrasında başlatacağı taarruza karşı DİSK’in takınacağı tavırda yaşanacaktır.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2024 tarihli 173. sayısında yayınlanmıştır.