Türban tartışmaları: Grev okulu devlet okulundan daha özgürleştirici! (06-02-2008)
Kadın başörtüsü esaretini kendi eliyle
kaldıracak!
Türban, başörtüsü, çarşaf ya da burka, tesettür
bütün tarih boyunca sadece Müslüman toplumlarda değil her çeşit toplumda
erkeğin kadın üzerindeki hakimiyetinin bir biçimi ve simgesi olageldi.
Hayatın zorunlulukları dolayısıyla kadını 24 saat eve kapatamayan toplum,
dışarı çıktığında onu örtüler altına kapattı. Kadın, mülkiyetin
sürekliliğinin korunması ve toplumsal işbölümünde ezik yerinin devamı için
erkeğin mülkiyetinin bir parçası haline getirildi.
Din halkın afyonu olduğu gibi aynı zamanda
kadının erkeğe esaretini devam ettiren bir ideolojik araçtır. Kadının
toplumsal üretime girdiği, sokağa çıktığı durumlarda bile yabancı erkeklerden
gizlenmesini dayatan anlayış, kadının erkeğe ait olduğunu söyleyen
cinsiyetçiliğin koyu biçimlerinin ifadesidir. Kadınların kurtuluşu ancak
kadınların kendi üzerlerinde hiçbir otorite kabul etmemesiyle mümkün
olacaktır. Erkeğin kadını ezdiği bir toplumda doğmuş olan bir din kadına
başını örtmesini söylüyor olsa bile, aklını kullanan bir kadın bunun kabul
edilemez olduğunu kavrayacaktır. Kadının binyılların ezilmesinden kurtuluşu
kendi mücadelesinin ürünü olmak zorundadır.
Öyleyse türbana karşı yılmaz bir ideolojik
mücadele vermek gereklidir. Herkesin dini kendine, ama kadının esaretine
hayır!
Tabii yalnızca türbanı atmakla özgür olunmuyor!
Kadının üzerinden sadece türbanı değil her şeyini çekip alan, çıplak bedenini
metalaştıran ve nesneleştiren, onu böyle tahakküm altına alan burjuva
dünyasından da kurtulmak gerekiyor. Kadının özgürleşmesi, bedeninin, dinin ve
sermayenin tahakkümünden kurtulmasıyla gerçekleşecektir.
|